ANASAYFA arrow Makaleler arrow Stresle Başaçıkma Nedir?
Stresle Başaçıkma Nedir? PDF Yazdır E-posta
  Günlük dilde sıklıkla kullandığımız “stres” kavramı bilimsel olarak sayısız araştırmaya konu olmuştur. Stres düzeyi, normal sınırları aştığında bireyin bağışıklık sistemini zayıflatarak fiziksel rahatsızlıklara yakalanmayı kolaylaştırmaktadır. Stresin olumsuz etkilerinin bireyin psikolojik sağlığını da etkilediği bir çok araştırma bulgusuyla kanıtlanmıştır. Ancak her bireyin stresten aynı düzeyde etkilenmemesi dikkatleri “başaçıkma” kavramı üzerine çekmiştir. Bu çalışmada stresle başaçıkma tepkileri,  Transaksiyonel Analiz Yaklaşımı’nın (TA) temel yapı taşı olan ‘ego durumları’ kavramı açısından ele alınıp incelenmiştir.

           

Stresle Başaçıkma Nedir?

           

Gündelik sıkıntıların fiziksel ve psikolojik sağlığımız üzerindeki etkisi, bu sıkıntıların sıklığı, süresi ve yoğunluğunun yanı sıra  kişinin nasıl tepki göstereceğine de bağlıdır. Kişinin tepkileri ise kişilik yapısı, stresle başaçıkma tarzı, destek kaynakları gibi faktörlerle yakından ilişkilidir (Şahin, 1994).

Lazarus ve Folkman (1984)’ın tanımına göre başaçıkma, “bireyin kapasitesini azaltıcı veya zorlayıcı olarak değerlendirilen belli içsel veya dışsal taleplerle başetmek için bilişsel ve davranışsal çabalardaki sürekli değişimdir”. Başaçıkma bu nedenle bir eğilim değil, bir süreç olarak değerlendirilmektedir.

Yapılan literatür taraması sırasında araştırmaların çoğunda başaçıkma tarzları değerlendirilirken problem odaklı başaçıkma ve duygu odaklı başaçıkma şeklinde yapılan sınıflamanın kullanıldığı görülmüştür (Scheier ve Carver, 1986;  Folkman, Lazarus ve arkadaşları, 1986; Richter ve arkadaşları, 1991; Ptacek ve arkadaşları, 1992,1994; Strutton ve Lumpkin, 1992).  Bu araştırmada da söz konusu sınıflama dikkate alınmış, sosyal destek arama davranışı ayrı bir boyut olarak değerlendirilmiştir

 

 

Transaksiyonel Analiz (TA) ve Ego Durumları

Psikolojinin iletişim, gelişim, psikopatoloji, eğitim ve danışma/terapi alanlarıyla ilgili bilgileri içeren TA kuramı, insanı olumlu olarak ele alan insancıl bir yaklaşımdır. TA yaklaşımı diğer psikoloji yaklaşımlarından farklı olarak bireyin duygu, düşünce ve davranışlarını ego durumları fenomenine dayalı olarak analiz etmektedir .

            Berne (1988) ego durumunu “What Do You Say After You Say Hello?” (Merhaba Dedikten Sonra Ne Dersiniz?) adlı kitabında “bir davranış modeli ile ilişkili olan tutarlı duygu ve düşünce örüntüsü” olarak tanımlamıştır.

Gözlenebilen ve ölçülebilen yapılar olan ego durumları her bireyin kişiliğinde Ebeveyn, Yetişkin ve Çocuk olmak üzere üç farklı şekilde yer almaktadır. Ebeveyn ego durumu; bireyin yaşamında karşılaştığı ebeveyn figürlerinin duygu, düşünce ve davranış örüntüleri takımıdır. Çocuk ego durumu, bireyin kendi çocukluğundan izler taşıyan duygu, düşünce ve davranış örüntüleri takımıdır. Yetişkin ego durumu ise, şu andaki gerçeğe uygun olan ve diğer iki kategoriden özerk duygu, düşünce ve davranış örüntülerini içerir (Akkoyun, 1995). Kuramda ego durumları aşağıda görüldüğü gibi birbirine yapışık üç daire ile gösterilir.

 Oval:   YetişkinOval:   ÇocukOval:   Ebeveyn

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yapısal analizde Ebeveyn, Yetişkin, Çocuk ego durumlarının her birinin içinde ne olduğu ile ilgilenilir. Fonksiyonel analizde ise Ebeveyn ego durumu Koruyucu Ebeveyn (KE) ve Eleştirel Ebeveyn (EE), Çocuk ego durumu Uygulu Çocuk (UÇ) ve Doğal Çocuk (DÇ) olmak üzere ikiye ayrılmakta, Yetişkin ego durumu ise yapısal analizde olduğu gibi kalmaktadır. Fonksiyonel analiz aşağıdaki şekil yardımıyla açıklanmaktadır (Akkoyun, 1998):

 Şekil 3.3: Fonksiyonel Analizde Ego Durumları.

 

Koruyucu Ebeveyn ego durumu, kendini ilgili, özen gösterici, bağışlayıcı, destekleyici, izin veren, şefkatli, koruyucu ve endişeli davranışlarla göstermektedir.          

            Eleştirel Ebeveyn ego durumu ise, inatçı, güçlü, aşırı koruyucu, prensipli, cezalandırıcı ve görev yükleyici davranışları içermektedir.

            Çoğunlukla ebeveyn ego durumundan yola çıkıp tepki vermeye eğilimli kişiler, dünyayı anne babalarının gözlemlediği gibi gözlerler. Böylece olaylara dar bir bakış açısıyla baktıklarından stres durumlarıyla başaçıkmada sorun yaşamaları olasıdır.

            Yetişkin ego durumu gerçeğe uygun ve problem çözmeye yönelik davranışları içermektedir. Ebeveynden gelen beklentilerle Çocuk ego durumundan  gelen istekler arasında denge kurar.Yetişkin ego durumu problemi çözerken nesnel verilerden yola çıkar. Yetişkin ego durumunun gerçekleri deneyden geçirme ve olasılıkları değerlendirme görevleri, başarısızlık ve pişmanlık olasılıklarını en aza indirmeye ve yaratıcı başarı olasılığını arttırmaya yardımcı olur. TA’ya göre problem çözme enerjisi Çocuk ego durumunda, nesnel verileri işleme gücü Yetişkin ego durumundadır. Yani enerji çocuk ego durumunda olmakla birlikte, bu enerjinin nasıl kullanılacağı Yetişkin ego durumu tarafından kontrol edilmektedir.

            Doğal Çocuk  ego durumu yaratıcılık, spontanlık, hareketlilik, neşelilik gibi özelliklerle açığa çıkmaktadır.

Uygulu Çocuk ego durumu ise, ya boyun eğme ya da isyan etme davranışları ile kendini gösterir. Uygulu Çocuk davranışları, otomatik olarak ortaya çıkar. Bu ego durumundan davranan bireyler, ebeveyn figürlerinin birini referans alarak tepki gösterirler. Boyun eğen Çocuk çalışkandır, usludur, kurallara uyar, kendisinden beklenildiği gibi davranır ve çekingendir. Bu ego durumundan davranan bireyler doyumu daha çok düşlerinde arayan kişilerdir ve eyleme zor geçerler. İsyankar ya da Asi Çocuk ise temelde başkalarının beklentilerinin tam tersini yapmak şeklinde ortaya çıkar. Bu yüzden de bir Uygulu Çocuk tepkisidir. Genellikle Uygulu Çocuk ego durumundan tepki veren bireylerin stresten dengeleri çok çabuk bozulmaktadır. Sorunlarla yüzleşmekten kaçınırlar. Herhangi bir stres durumunda Uygulu Çocuğa çok çabuk geçmemiz olasıdır. Stres durumunda Uygulu Çocuk daha çabuk uyarılmaktadır. Özetle; Uygulu Çocuk mantıklı ya da mantıksız olsun anne babanın zorladığı şeyleri analiz etmeden yapmak ya da yapmamak eğilimindedir. Kendine güven duymayabilir. Uyum sağlamanın yaygın özellikleri ; boyun eğme, içine kapanma ve işi geciktirmedir. Çoğunlukla bir sorunla karşı karşıya kaldığında geciktirme yoluyla sorunla yüzleşmez ya da sorunu başkalarının çözmesini bekleyebilir.

 

Araştırma Grubu

Marmara Üniversitesi’nin farklı fakültelerindeki öğrenci sayıları temin edildikten sonra bu sayıların genel toplama olan oranları hesaplanmış, elde edilen oranlardan hareketle fakültelerin birinci ve son sınıfından alınan 1382 öğrenci örneklemi oluşturmuştur. Dolayısıyla bu araştırmadan elde edilen sonuçlar, üniversite öğrencisi popülasyonu ile sınırlıdır.

 

Veri Toplama Araçları

            Öğrencilerin ego durumlarını tespit etmek üzere “Ego (Ben) Durumları Ölçeği” (Arı,1989); stresle başaçıkma tarzlarını saptamak üzere “Stresle Başaçıkma Tarzları Ölçeği” (Şahin ve Durak, 1995) kullanılmıştır. Ego Durumları Ölçeği, insanı niteleyen 95 sıfattan oluşan  ve yukarıda bahsettiğimiz beş ayrı ego durumunun bir kişide bulunma derecesini belirlemeye yarayan bir listedir. Denekten serbest seçme tekniği ile kendisini tanımlayan  ve kendisinin bir özelliği olarak gördüğü sıfatları işaretlemesi istenmektedir. Ölçekteki her sıfatın her ego durumu için 0-4 arasında değişen standart beş ayrı değeri bulunmaktadır.

“Stresle Başaçıkma Tarzları Ölçeği”, Lazarus ve Folkman’ın “Başaçıkma Yolları Envanteri (Ways of Coping Inventory)”nden hareketle üniversite öğrencileri için hazırlanmış, daha kısa ve çeşitli stres durumlarında geçerliği olan 30 maddelik 4’lü likert tipi bir ölçektir. Ölçek; başaçıkma davranışını Kendine Güvenli, İyimser, Çaresiz, Boyuneğici Tarzlar ve Sosyal Desteğe Başvurma Davranışı olmak beş ayrı boyutta değerlendirmektedir.

 

            Sonuç

            Araştırmadan elde edilen verilerin analiz sürecinde, öğrenciler aldıkları en yüksek ego durumu puanına göre sınıflandırılarak stresle başaçıkma tarzları ego durumlarına göre karşılaştırılmıştır. Kendine güvenli yaklaşımı en çok benimseyen grubun Yetişkin ego durumu, en az benimseyen grubun ise Uygulu Çocuk ego durumu özelliği gösterdiği saptanırken; iyimser yaklaşımı en çok benimseyen grubun Yetişkin ego durumu özelliği gösteren öğrenciler olduğu ve onu Koruyucu Ebeveyn ego durumu özelliği gösteren öğrencilerin izlediği, en az benimseyen grubun ise Eleştirel Ebeveyn ve onu takiben Uygulu Çocuk ego durumu özelliği gösteren öğrencilerden oluştuğu tespit edilmiştir.  Çaresiz ve boyuneğici yaklaşım en çok Uygulu Çocuk, en az Yetişkin ego durumu özelliği gösteren öğrenciler tarafından tercih edilmiştir. Ayrıca sosyal desteğe başvurmaya en fazla yönelen grubun Doğal Çocuk ego durumu özelliği gösterdiği onu Koruyucu Ebeveyn ego durumu özelliği gösteren grubun izlediği, en az sosyal desteğe başvuranların ise Eleştirel Ebeveyn grubunda yer aldığı, onu Uygulu Çocuk ego durumu özelliği gösteren öğrencilerin izlediği saptanmıştır.  

            TA konusunda çalışan araştırmacılar, genellikle Uygulu Çocuk ego durumundan davranan bireylerin stresten dengelerinin çok çabuk bozulduğunu, sorunlarla yüzleşmekten kaçındıklarını, yetişkin hayatın gerekleriyle başaçıkmada kendilerini yetersiz hissederek eyleme geçmeyip boyun eğme, içe kapanma ve işi geciktirmeyi tercih ettiklerini ya da sorunları başkalarının çözmesini beklediklerini belirtmişlerdir (Bacanlı,1991; James ve Jongeward,1993). Genellikle Eleştirel Ebeveyn ego durumundan davranan bireylerin de önyargılı, kusur bulan, sürekli eleştiren bir özelliğe sahip olmaları ve olaylara nesnel değil de anne-babalarının bakış açısıyla bakmaları (James Jongeward,1993) nedeniyle stresle başaçıkma durumlarında sorun yaşayacakları başka bir deyişle stresleriyle etkili bir şekilde başaçıkamayacakları  düşünülebilir. Diğer taraftan nesnel verilerle yola çıkarak problem çözmeye yönelen Yetişkin ego durumunun denetiminde eyleme geçen bireylerin problem-odaklı başaçıkma tarzlarını (kendine güvenli ve iyimser yaklaşım) daha fazla tercih etmeleri ve dolayısıyla psikolojik sıkıntılarıyla etkili bir şekilde başaçıkabilmelerinin beklenen bir sonuç olduğu düşünülmektedir.

Uygulu Çocuk ve onu takiben ikinci sırada Eleştirel Ebeveyn ego durumu özelliği gösteren öğrencilerin problemin çözümüne odaklanmak yerine duygulara odaklanıp çaresiz ve boyuneğici yaklaşım gibi etkili olmayan başaçıkma tarzlarını benimsemeleri, her iki ego durumunun daha önce ifade edilen özellikleri tarafından desteklenmektedir.

Bulgular, sosyal desteğe en çok başvuran grubun Doğal Çocuk ego durumu ve onu takiben Koruyucu Ebeveyn ego durumu özelliği gösteren öğrencilerden oluştuğuna, en az başvuran öğrencilerin ise Eleştirel Ebeveyn ego durumu özelliği gösterdiğine ve onu Uygulu Çocuk ego durumu grubunda yer alan öğrencilerin izlediğine işaret etmektedir.

Araştırmada Eleştirel Ebeveyn ve Uygulu Çocuk ego durumu özelliği gösteren öğrencilerin sosyal desteğe daha az başvurmaları, bu ego durumlarının özellikleri ile açıklanabilir. Genellikle Eleştirel Ebeveyn ego durumundan davranan bireylerin önyargılı, eleştiren, kusur bulan özelliklerle sosyal desteğe başvurmaya yanaşmadığı, Uygulu Çocuk ego durumundan davranan bireylerin ise sorunlarla yüzleşmekten kaçınma, edilgenlik, kendini yetersiz bularak eyleme geçmeme, boyuneğme ve çekingenlik gibi özelliklerle problemi sorgulamadan kabul ederek sosyal desteğe daha az başvurdukları düşünülebilir.

Diğer taraftan, Yetişkin ego durumu özelliği gösteren öğrencilerin sosyal desteğe başvurma davranışından aldığı puanların Eleştirel Ebeveyn ve Uygulu Çocuk ego durumu özelliği gösterenlere göre daha yüksek, Doğal Çocuk ve Koruyucu Ebeveyn ego durumu özelliği gösterenlere göre daha düşük olması, çoğunlukla Yetişkin ego durumundan tepki veren bireylerin problem çözme sürecinde gerçekleri deneyden geçime, olasılıkları değerlendirme, bilgiyi toplama işlemlerini gerçekleştirirken (James ve Jongeward, 1993) zaman zaman sosyal desteğe başvurmaya ihtiyaç duyduğunu düşündürmektedir. Genellikle Doğal Çocuk ve Koruyucu Ebeveyn ego durumundan tepki veren öğrencilerin sosyal desteğe daha fazla yönelmeleri ise, problemlerle başaçıkmada Doğal Çocuğun öznel yaşantılarını, Koruyucu Ebeveyn’in ise anne-babasından aldığı malzemeleri referans alması ve bu bireylerde Yetişkin ego durumunun daha az etkin olması nedeniyle sorunlarını kendi başlarına etkili bir şekilde çözememeleriyle açıklanabilir. James ve Jongeward (1993), insanların kötü bir biçimde incindiklerinde içlerindeki Doğal Çocuğun ağlamak, bağırmak ve yardım dilemek istediğini, başka bir deyişle duyguları açıkça ifade etmeye yöneldiğini belirtmiştir. Bu açıklama da, Doğal Çocuk ego durumu özelliği gösteren öğrencilerin sosyal destek aramaya daha fazla yönelmelerini desteklemektedir.       

           

Kuramsal ve Uygulamaya Dönük Öneriler           

 

Araştırmadan elde edilen bulgular ışığında aşağıdaki öneriler getirilebilir:

 

            1. Pratik açıdan, stresle etkili başaçıkma becerileri kazandırmayı hedefleyen gerek bireysel gerekse psikolojik eğitim içerikli grup çalışmaları için bireylerin ego durumlarının  etkili bir malzeme olduğu düşünülmektedir. Dolayısıyla uygulamalarda, bireylerin ego durumları dikkate alınmalı, hangi ego durumlarını daha fazla kullandıkları ve bunun yaşadıkları sorunlarla ilişkisi incelenerek; ego durumlarını esnek biçimde kullanabilmeleri, özellikle de Yetişkin ego durumunu aktif hale getirmeleri öğretilmelidir. TA konusunda çalışan uzmanlar, Beck ve Ellis’in Bilişsel yaklaşımının Yetişkin ego durumunu güçlendirme ve aktif hale getirmede etkili bir araç olduğunu (James, 1986), TA yaklaşımının Bilişsel yaklaşım ve psikodinamik yaklaşımları içine alan eklektik bir yaklaşım olarak ele alınabileceğini belirtmiştir (Schlegel, 1998). Bilişsel yaklaşımda gerçekçi olmayan hatalı düşünme biçimlerinin sorgulanması işlemi, bir anlamda Yetişkin ego durumunun güçlendirilmesi ve etkin hale getirilmesini sağlamaktadır. Dolayısıyla, stresle başaçıkma programlarında Bilişsel yaklaşım ve TA birlikte ele alınabilir.

           

2. Literatürde, TA’ya dayalı eğitim programlarının gerek tek başına gerekse diğer danışma yaklaşımlarıyla birlikte kullanıldığında bireylerin benlik kavramı, benlik saygısı, sosyal uyum ve denetim odağı gibi kişilik özellikleri ve iletişim becerileri üzerinde olumlu etkileri olduğunu gösteren araştırma bulguları mevcuttur (Knox, 1973; Woodward, 1975; Sisson ve arkadaşları, 1977; Leamon, 1982; Talob, 1994, Wissink, 1994; Çam,1997). Buradan hareketle, TA’ya dayalı stresle başaçıkma programlarının etkililiği deneysel araştırma desenlerinde hazırlanmış çalışmalarla sınanmalıdır.

3. Psikoloji eğitimi veren bölümler müfredat programlarında yer alan “Psikolojik Danışma Kuramları” veya benzeri adlı derslerin içeriğinde TA yaklaşımına geniş yer vermeli, yaklaşım ders ortamında uygulamalı olarak yaşantısal örneklerle işlenmelidir.

4. Ülkemiz insanlarının en çok hangi ego durumundan tepki verdiğine ilişkin bir profile sahip olabilmek için farklı ve geniş örneklem gruplarında yinelenecek araştırmalara ihtiyaç olduğu düşünülmektedir.
 
< Önceki   Sonraki >

      

MAİL LİSTEMİZE KATILIN

Livcon'daki yeniliklerden, Eğitimlerden haberiniz olsun.






SİZİ ARAYALIM

Sizinle Birlikte


Sözler

Değiştiremeyeceğiniz bir geçmiş geride dururken, biçimlendirip sahip olabileceğiniz bir gelecek sizleri bekliyor.
F. Bacon